Bir Garip MatematikC?

Edebi sanatlar söz sanatları dönem ödevi

Edebi sanatlar söz sanatları lise 1 yıllık dönem ödevi

Lise 1 de öğretilen 20 tane söz sanatının edebi sanat dönem ödevi.

 

Hüsn-i Talil (Güzel Neden Bulma) : Herhangi bir olayı gerçek edeninin dışında daha güzel ve hayali bir nedene bağlayarak açıklama sanatıdır.

Örnekler:

"Sen gittin yaslara büründü cihan
  Soluyor dallarda gül dertli dertli"

Şair, "akşamın gelişini" ve "gülün solmasını", "sevgilinin gidişine bağlamıştır.Böylece gerçek neden yerine hoşa giden, hayali bir neden bulmuştur.

"Güzel şeyler düşünelim diye 
  Yemyeşil oluvermiş ağaçlar"

Şaire göre ağaçlar, insanların mutlu olmasını, güzel şeyler düşünmesi için yemyeşil olmuştur. Bu ağaçların yeşil olmasının gerçek nedeni değildir. Şair gerçek nedeninin dışında daha güzel ve etkileyici bir neden bulmuştur.

"Renk aldı özge ateşimizden şerâb ü gül
  Peymâne söylesün bunu gülzâr söylesün"

 

İntak:İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıkları konuşturma sanatıdır. Konuşturma,kişileştirmeden sonra gelir.Varlık önce kişileştirilir, gerekirse konuşturulur.

Örnekler:

*"Ben bir ayrıkotuyum 
Ne buğday amcam,ne pirinç dayım
Mısırla akraba bile değilim. 
Bir yeşermeye göreyim: 
Kızmasınlar halim duman
Canıma kastederler yapabilseler
Ama nafile kurumam."
Ayrıkotu konuşturulmuştur.

* "Benim adım dertli dolap / Suyum akar yalap yalap /
     Böyle emreylemiş Çalap (Tanrı) / Derdim vardır inilerim."

* "Adam elini uzattı;tam onu koparacağı sırada,mor menekşe:'Bana
dokunma!' diye bağırdı."

* "Küçük bir çeşmeyim yurdumun / Unutulmuş bir dağında /
    Hiç kesilmeyecek suyum / Yıldızların aydınlığında /

Boyuna akar dururum."
Verilen parçada "çeşme" insan gibi konuşturuluyor.

* "Akıl ersin,ermesin sevdama 
Senden yanayım, dedi yeşeren dal senden yana."

UYARI !

Konuşturulan varlıklar kişileştirildikleri için kullanılan her intak 
sanatıyla birlikte teşhis sanatı da yapılır; ancak yapılan her teşhiste
intak sanatı yoktur.

* "Ey benim sarı tamburam / Sen ne için inilersin? /
    İçim oyuk derdim büyük / Ben anınçün inilerim! "


 İSTİARE

Temel öğelerden (benzeyen, kendisine benzetilen) sadece biri söylenerek yapılan benzetmeye istiare denir.

İstiare, bir sözün benzetme amacıyla, başka bir söz yerine kullanılması olarak da tanımlanabilir.

"Yuvayı yapan dişi kuştur."
Bir atasözü olan bu cümlede,"kadın", "dişi kuş"a benzetilmiş, 
ancak benzeyen (kadın) kullanılmamıştır. Bu bir istiaredir.
İstiareler ikiye ayrılır:


Açık İstiare: 

Sadece kendisine benzetilen kullanılır.
Kapalı İstiare: Sadece benzeyen kullanılır.

ÖRN. "Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var?"
Şakaklardaki beyazlık kar'a benzetilmiş. Ancak benzeyen kullanılmamış.
Bu, açık istiare örneğidir.

ÖRN. "Çatma kurban olayın çehreni ey nazlı hilâl!"
Şair, bayrağı kaşlarını çatmış bir insana benzetiyor; ancak "insan" 
(kendisine benzetilen) dizede açıkça geçmiyor. Sadece benzeyen
öğesi kullanılmış. Bu,kapalı istiare örneğidir.

NOT: Kapalı istiarelerde yalnız Benzeyenin (özellikte zayıf olanın)
kullanıldığını biliyoruz. Bu tür benzetmelerde Kendisine Benzetilenin
özelliklerinden (benzerlik yönünden) bazıları da ipucu olarak kullanılır.

ÖRN. "Çocuklar okula doğru adeta uçuyorlardı."
Çocuklar "kuş"a benzetilmiş,"kuş" değil uçmak eylemi kullanılmıştır.

ÖRN. "Gözlerinden uyku akıyordu."
"Uyku" akıcı bir maddeye (mesela suya) benzetilmiştir."Akıyordu"
eylemi ipucu olarak kullanılmıştır.

NOT:Teşhis (Kişileştirme),insan olmayan varlıklara insan niteliği 
kazandırma,insana ait özellikleri o varlıklara mal etme,insandan 
diğer varlıklara aktarmadır.

Her teşhiste,bir kapalı istiare vardır;çünkü bu tür benzetmelerde
Kendisine Benzetilen bir insandır ve söylenmemiştir.
Her Kapalı İstiarede ise Teşhis yoktur.

ÖRN. "Boynu bükük buğdaylar,yağmur özlemiyle gökleri gözlüyorlardı." 
Burada TEŞHİS ve KAPALI İSTİARE vardır."Buğdaylar" insana benzetilmiş;
"özlem çekmek","gözlemek" gibi özellikleri buğdaya mal edilmiştir.

 

İstifham (Soru Sorma):

 Sözü, cevap beklemeksizin anlamı güçlendirmek için soru soruyormuş gibi kullanma sanatıdır.

Örnekler:

* "Hani o, bırakıp giderken seni / Bu öksüz tavrını takmayacaktın?
Alnına koyarken veda busemi / Yüzüme bu türlü bakmayacaktın?
Gelse de en acı sözler dilime / Uçacak sanırım birkaç kelime
Bir alev halinde düştün elime / Hani ey gözyaşım, akmayacaktın?"

Şair, birinci dörtlüğün ikinci ve dördüncü,ikinci dörtlüğün son dize sinde soru sorma yoluna gitmiştir. Ancak bu sorular cevap gerektirmemektedir.


Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz:

1- "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ "


2- "Bana kara diyen dilber / Gözlerin kara değil mi ?"


3- "Olur mu dünyaya indirsem kepenk
Gözyaşı döksem Nuh Tufanı'na denk ?"

 

 

Kinaye (Değinmece) :Bir sözün, benzetme amacı güdülmeden, hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek biçimde kullanılmasına kinaye denir.

Kinayede asıl kastedilen, mecaz anlamdır. Kinayeden;karşıdakini incitmeden iğnelemede,hafif ve zarif biçimde alaya almada yararlanılır.

Deyim ve atasözlerimizde kinayeye çok rastlanır.

Örnekler:

* "Arkadaşın dayısı güçlüdür, halleder."

* "Bırak onu, burnu büyük adamdan hayır gelmez."

* "Çocukların velvelesi, herkesi ayağa kaldırdı."

* "Çok zahmet çektik, sonunda ayağımız düze bastı."

* "Ne yapsın, ayağı kaydı bir kere."

* "Böyle yürürseniz mahalleye yatsıya varırsınız."

* "Bu taşı bize dostumuz atıyorsa durup düşünmemiz gerekir."

* "Eh,bu hızla gidersek, okula belki yarın sabah varırız." ÖSS

* "Ey benim sarı tamburam
Sen ne için inilersin
-İçim oyuk derdim büyük 
Ben onun'çün inilerim."

 

 

LEFF Ü NEŞR ( SIRALI AÇIKLAMA ): Genellikle bir beyit içinde, birinci dizede birkaç şeyi anlattıktan sonra, ikinci dizede bunlarla ilgili benzerlik ve karşıtlıkları belirt meye leff ü neşr denir.Bu sanat düzyazıda da görülebilir.

Teşbih ve istiare ile yakından ilgili olan bu sanat, ilk dizede söylenenlerin ikinci dizede düzenli ya da düzensiz açıklanışına göre ikiye ayrılır.

Örnekler:

"Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma
Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr ü kıymetten

"Sen bana en sadık arkadaştın
Gönlümde ateştin, gözümde yaştın
Ne diye tutuştun, ne diye taştın
Beni kıskandırıp durmalı mıydın?"

"İşte gördüğünüz üzere, savaş ve barışa işaret olarak, bir elimizde kan dökücü mızrak, bir elimizde de zeytin dalı var; ikisinden birini seçerek kabul buyurunuz."

"Deli eder insanı bu deniz, bu gökyüzü
Göz kırpar yıldızlar, türkü söyler balıklar."

"Bakışların kor ateş / Duruşun durgun su/ Biri yakar, biri boğar."

"Ârızın yâdıyla nemnâk olsa müjgânım nola
Zâyi olmaz gül temennâsıyla vermek hâre su

"Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz."

 

 

Benzetme ilgisi söz konusu olmadan, başka bazı ilgilerle, bir sözün başka bir söz yerinde kullanılmasıyla oluşturulan mecazlardır.

Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.
1. "Ön sokakta yer yok,arabayı arkaya bırakınız."

2. "Çocuk kitapları birinci hamura basılmalı."

3. "Sen bu otobüsle git,ben Bartın'a bineceğim."
4. "Koştu yokuş aşağı,rengi atmış bir şapka."

5. "Depremden sonra Düzce geceyi sokakta geçirdi."

6. "Marmara'da her yelken / Uçar gibi neşeli."

7. "Tiyatroda oynamam konusunda bütün mahalle beni destekledi."

8. "Turistler bu tur için yeni lokomotifler yerine buharlıyı tercih
ediyorlar."

9. "Koparıp öpmek için,basacağı toprağı 
Bütün şehir bekliyor onu dizler üstünde."

10. "Türkiye,Tanzimat'la yüzünü Batı'ya çevirmişti."Mübalağa (Abartma): Bir özelliğin ya da durumun olduğundan daha çok gösterilmesidir.

Abartmanın oluşması için, söz konusu özelliğin, mantığın sınırlarını zorlayacak biçimde büyütülmesi gerekir. Böylece mecaz da oluşur.

Örnekler:

"Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker 
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer"

Bu dizelerde "atalarının gökten inerek, şehit olan askerlerin alnını öpmesi " istenmektedir. Şair bunun gerçekleşmesinin olanaksız ol duğunu bildiği halde sözün etkisini artırmak için abartmaya gitmiştir.

"Bir gün doludizgin boşanan atlarımızla
Yerden yedi kat Arş'a kanatlandık o hızla "

Akıncıların atları öyle hızlı koşmaktadır ki hızlarını alamazlar ve binicileriyle yerden yedi kat Arş'a yükselirler.Burada olmayacak bir durumun anlatımı vardır.

Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz. 
1- "Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle"
2- "Ölüm indirmede gökler ölü püskürmede yer
O ne müthiş tipidir savrulur enkâz-ı beşer"
3- "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ"
4- "Âlem sele gitti gözüm yaşımdan."
5- "Akdeniz'in dalgası gönlüm kadar taşmadı."
6- "Her damlada bir umman var / Yüzdüm, yüzdüm tükenmiyor. "
7- "Sürsün baş başa bu yolculuk / Sayıları delirtecek mesafelere."
8- "Farz et denize çıktım / Su biter,derdim bitmez."
9- "Yahu, o haritadaki denizi görse boğulur."
10- "Gökte yanan güneşi; koparıp tan yerinden
Elimizde meşale gibi taşımaktayız."

 

TECÂHÜL - İ ÂRİF ( BİLMEZLİKTEN GELME ):Bir anlam inceliği yaratmak ya da nükte yapmak için, şairin, çok iyi bildiği bir şeyi bilmiyor görünerek söz söylemesine tecâhül -i ârif denir.

ÖRNEKLER

"Yılın ilk karı yağdı
İyice kısaldı günler
Ölülerimiz üşür mü ki?"

Son dizede şair ölülerin üşümediklerini bildikleri halde,sorudan 
yaralanarak bu durumu bilmezlikten geliyor.

"Sözü yazdımdı da kalmış öbür entaride
Va'diniz bûse mi vuslat mı unuttum ne idi"

VAAD : herhangi bir konuda söz vermek , BUSE : öpücük ,
VUSLAT : kavuşma
Şair, sevgilisinin kendisine buse mi vuslat sözü mü verdiğini unuttu-
ğunu belirterek bildiği bir gerçeği bilmezlikten geliyor.

"Ey şûh Nedimâ ile bir seyrin işittik
Tenhaca varıp Göksu'ya işret var içinde"

ŞÛH : çılgın , TENHACA : gizlice , İŞRET : yeme içme
Bu beyitte,sevgili ile Göksu'ya gezmeye giden de Nedim,bunu başkasından işitmiş gibi bibi söyleyen de Nedim'dir.

"Âb-ı gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem 
Yâ muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su"

 

TARİZ (DOKUNDURMA/ SİTEM/ İĞNELEME): Sözcük anlamıyla dokundurma", "taşlama", "taş atma" demektir.Terim olarak; bir sözün görünürdeki anlamının tam tersi amaçlanarak kullanılmasıyla gerçekleştirilen mecazlı anlatımdır. Kinayedekinden daha keskin alay ve eleştiri içerir. Yazıda tariz, bazen paranteziçerisinde ünlem ( ! ) işaretiyle belli edilir.

ÖRNEKLER

* "Bazı sevgili dostlarımın ( ! ) benim için karpuz kabuklarının en kayganlarını hazırladıklarını biliyorum."

* "Adamınız, Allah için, gerçekten ustaymış; onun eli değeli bizim makine kararsızlığı bıraktı; artık hiç çalışmıyor."

* "Kefil olduğunuz gece bekçisi hakikaten güvenilir çıktı; üç gün sonra bizim kasayı yüklenip kayboldu."

* "Benim oğlum çok cesurdur canım, horozdan korktuğuna bakmayın."

* "Çayın nefis olmuş, kabak suyu gibi."


Tekrir (Yineleme): Sözün etkisi güçlendirmek için sözcük ya da söz grubunu yineleme sanatıdır.

Örnekler:

"Ey varlığı varı var eden var !
Yok yok sana yok demek ne düşvar."

"Kimsesizim kimsem yoktur herkesin var kimsesi
Kimsesiz kaldım meded kıl kimsesizler kimsesi."

 

"Kapalı Çarşı içinde kapalı rüya çarşıları
Kapalı Çarşı içinde öfke ve af çarşıları."

 

"Bu yağmur.Bu yağmur.Bu kıldan ince
Öpüşten yumuşak yağan bu yağmur
Bu yağmur.Bu yağmur.Bir gün dinince
Aynalar yüzümüzü tanımaz olur."

 

"Hepsi gider, bu kubbede kalacak
Âşık sesi, şair sesi, er sesi
Bizi bundan sonra sarıp alacak
Tanrı sesi, sanat sesi, yâr sesi"

 

"Kaldırımlar, ıztırap çekenlerin annesi,
Kaldırımlar, içinde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi
Kaldırımlar, içimde uzayan bir lisandır." Söz sırasında, herkesçe bilinen bir olayı geçmişteki bir olaya ,ünlü bir kişiye, bir inanca. işaret etmeye, onu anımsatmaya telmih denir.

Çağrışıma dayanan bu sanatta anımsatılan şey uzun uzadıya açıklanmayıp bir iki sözcükle ifade edilir.Telmihte, anlatılan duygu ile işaret edilen olay arasında gizli bir benzetme söz konusudur.

ÖRNEKLER

"İnsanız, en şerefli mahlukuz 
Deyip de pek fazla övünmemiz haksız
Atamız elma çaldı cennetten
Biz o hırsızların çocuklarıyız."

Şair, "Atamız elma çaldı cennetten" dizesiyle okuyucuya Adem ile Havva'nın cennetten kovulmasına neden olan olayı anımsatmakta ve telmih sanatına başvurmaktadır.

"Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i
Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi."

Şair, Çanakkale şehitleri için yazdığı bu dizelerde, düşmanla savaşan Mehmetçikleri Bedir Savaşı'ndaki Hz. Peygamberimizin askerlerine benzetiyor ve bu olayı anlatırken geçmişteki bir olaydan yararlanıyor.

 

 

Tenasüp (Uygunluk): Anlamca birbiriyle ilgili sözcüklerin bir arada kullanılması sanatıdır. Karşıt anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması tenasüp değildir.

Divan şairleri, tenasüp sanatında, türlü bilim terimlerini, mitoloji, tarih ve mesnevikahramanlarını, hayvan , bitki ve çiçek adlarını bol bol kullanmışlardır.

ÖRNEKLER

"Mest olupdur çeşm ü ebrûnun hayâlinde imam
Okumaz mihrâbda bir harf-i Kur'an'ı dürüst"

"Suya versin bâğban gülzârı zahmet çekmesin
Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâre su"


"Koyuldu rengi köpüklerde karın
Işıklar kesildi sularda.
Akşam mı bu gelen güneş mi batacak?
Benim bir güzel var beklediğim
Coşan dalgaları kucaklayacak."

"Lâleyi,sümbülü gülü hâr almış
Zevk u şevk ehlini âh u zâr almış."

 

 

Teşbih (Benzetme) : Anlatımı güçlendirmek amacıyla, aralarında ortak nitelik bulunan iki varlık ya da kavramdan, ortak nitelik yönünden güçlü olandan zayıf olana aktarma yapılmasıdır.

Benzetmenin dört öğesi vardır:

1. Benzeyen ( B ) : Özellikçe zayıf olan
2. Kendisine Benzetilen ( KB ) : Özellikçe güçlü olan
3. Benzetme Yönü ( BY ) : Aktarılan özellik
4. Benzetme Edatı ( BE ) : gibi, kadar, sanki, güya, misal, andırmak .

Bunlardan ilk ikisi benzetmenin asıl öğeleridir. Benzetme yönü ve benzetme edatı yardımcı öğelerdir. Yardımcı öğeler kullanılmadan da benzetme gerçekleştirilebilir.

Örnek:"Cennet gibi güzel vatan"
                   KB     BE    BY     B

Bir benzetmede bu dört öğe her zaman bir arada bulunmayabilir.

Benzetme, kullanılan öğeler bakımından çeşitlere ayrılır:

1. Ayrıntılı (Tam) teşbih: Dört öğesi de bulunan benzetmedir. 

Örnek-1

Ah bu türküler, köy türküleri 
Ana sütü gibi candan
Ana sütü gibi temiz.

Benzeyen: Köy türküleri
Kendisine benzetilen: Ana sütü
Benzetme yönü: temiz ve candan olması
Benzetme edatı: gibi

Örnek-2

Sular öyle temiz ki, annemin yüzü gibi.

Benzeyen: sular
Kendisine Benzetilen: annemin yüzü
Benzetme Yönü: temiz
Benzetme Edatı: gibi

 

 

İnsana ait özelliklerin insan olmayan varlıklara mal edilmesiyle gerçekleştirilen mecazlı bir anlatım özelliğidir. Bazen benzetme çoğu zaman da kapalı istiare biçiminde gerçekleştirilir.

ÖRNEKLER

"Sevincinden ağlayan, gülen, haykıran rüzgâr
Kalplere sevinç, umut ve inanç getiriyor."

Rüzgâr,insan gibi sevinmekte,sevincinden ağlamakta,gülüp haykır maktadır.Böylece kişileştirme gerçekleştirilmiştir. Kendisine benzetilen"insan" söylenmediği,gülmek, ağlamak, sevinmek, haykırmak gibi insana ait özellikler 'benzetme yönleri' belirtildiği için kişileştirme, kapalı istiare biçiminde gerçekleştirilmiştir.

"Rüzgâr, bir insan gibi sevincinden ağlıyor, gülüyor, haykırıyordu." denirse benzeyen de kendisine benzetilen (insan) de belirtildiği için kişileştirme, benzetme şeklinde gerçekleştirilmiş olur.

"Dağ başını duman almış / Gümüş dere durmaz akar."

İkinci dizede, insanın 'ağlama' özelliği 'dere'ye aktarılmış, dere kişileştirilmiştir.Aynı zamanda kapalı istiare yapılmıştır.

"Ben öpmeden önce yanaklarını/Varsın teller, tüller, duvaklar öpsün."

teller, tüller, duvaklar' kişileştirilmiştir.

"Besbelli her saat artar kederi/Belki de yüreği yara dağların."

 

 

Tevriye (iki Anlamlılık) : Birden çok gerçek anlamı olan bir sözü herkesçe bilinen ( yakın )anlamında değil de uzak anlamını kastederek kullanmaya denir.

Tevriyeli kullanılan sözlerin iki anlamı da gerçek anlamdır. Tevriyede mecaz yoktur; tevriye bu yönüyle kinayeden ayrılır.

Tevriye Örnekler

"Bu kadar letafet çünkü sende var
Beyaz gerdanında bir de ben gerek"

İkinci dizede "ben" tevriyeli kullanılmıştır. Yakın anlamı,vücuttaki siyah kabartı; uzak anlamı ise, I. Tekil kişi.

"Âvâzeyi bu âleme Dâvud gibi sal 
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş"

Şair, "Bâkî" sözünü tevriyeli kullanmıştır. Yakın anlamı, şairin adı; uzak anlamı ise, ebedî, sonsuz.

"Gül gülse dâim ağlasa bülbül aceb değül
Zira kimine ağla demişler, kimine gül "

Yakın anlamı,gülme eylemi; uzak (amaçlanan) anlamı gül çiçeği.

"Bir delikanlı haramîdir deyü afv ettiler
Asmadan kurtuldu ammâ çok sıkılmıştır şarâb "

Asma, söylenen anlamıyla asmak eylemi; amaçlanan anlamıyla da üzümdür.

 

 

"Tedric" sözcük anlamıyla "derecelendirme" demektir. Edebiyatta ise bir düşünceyi derece derece yükselten veya indiren bir düzen içinde sıralamaya tedric denir.

Tedric iki türlüdür:

a) Yükselen Dereceleme:

Anlatımda, kavramların küçükten büyüğe, azdan çoğa doğru sıralanmasıdır.

Örnek:
Geçsin günler, haftalar, aylar, mevsimler, yıllar 
Zaman sanki bir rüzgâr ve bir su gibi aksın

Makber (mezar), makber değil bir türbe, türbe değil bir mabet, mabet değil bir küre, küre değil bir sonsuz uzay olmalıydı.

b) Alçalan Dereceleme:

Anlatımda kavramların büyükten küçüğe, çoktan aza doğru sıralanmasıdır.

Örnek:
İki asker mızrak mızrağa, kılıç kılıca, hançer hançere vuruşmaya başladılar.

 

 

Tezat (Karşıtlık) : İki karşıt düşüncenin bir arada söylenmesidir. Ancak "Gece uyurum, gündüz çalışırım." demekle tezat sanatı olmaz. Gece ile gündüz zıt iki kavramdır,düşünce değildir. Oysa tezat, kavramların zıtlığında değil, düşüncenin zıtlığındadır.


ÖRNEK

"Meyhâne mukassi görünür taşradan ammâ
Bir başka ferah başka letâfet var içinde"

Nedim'in bu beytinde meyhanenin hem sıkıntılı hem de ferah ve latif olduğu söyleniyor.Akla ve mantığa uygun bir şekilde, bir varlığın birbirine zıt özellikleri bir arada söylenmiş oluyor.

Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.

1- "Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz."
2- "Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü
Kar değil gökyüzünde yağan beyaz ölümdü."
3- "Ben de gördüm güneşin doğarken battığını
Esrarlı bir bakışın gönlü kapattığını."
4- "İbadet eylerim,namaz kılmam
Temizlik severim,lekemi silmem
Ömrümde zararsız günümü bilmem
Her senede yüz milyonluk kârım var."
5- "Görmediğim şeyi asla sezemem /Korku bilmem hiç yalnız gezemem
İcap etse kendi adımı yazamam / Kâtiplikte gayet iştihârım var."
İŞTİHÂR : meşhur olmak,ün salmak
6- "Gülen çehremi görüp / Sanmayın beni bahtiyârdır
Her kahkahanın içinde / Bir damla gözyaşı vardır."
7- "Bir kız vardı yok gibi öyle güzel!"
8- "Lâkin ben hiç bu kadar mahzun olmadım
Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?
Halbuki hepimiz hayattayız."



lise1 ,lise 1 , edebi sanat, söz sanatı, edebiyat, şiir sanatları, ödev, araştırma, performans , proje, dönem ,ödevi, yıllık  ödev, lise 1 dönem ödevi. nedir,hakkında,ile,ilgili,bilgi

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile